Başörtüsünün kökeni tarihte

“Sümerler bile küçük kızlarla evliliğe karşıydı”

Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin ilk mezunlarından biri olan Muazzez İlmiye Çığ dünyanın en önemli Sümerologları arasında bulunuyor. DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Çığ, Sümerlere ilişkin çarpıcı bilgiler aktarıyor. “Sümerlerin kökeninin Türk” olduğunu savunan Çığ, Sümerlere dair hâlâ birçok konunun bilinmediğini ifade ediyor. Sümerlerle günümüz arasında bağlantı kuran Muazzez İlmiye Çığ, Türkiye’de faaliyet gösteren tarikatları de eleştirerek, “Bunların yeniden kapatılması lazım” diyor.

Muazzez İlmiye Çığ, Sümerlerin “Muazzam bir millet” olduğunu belirterek, şunları anlatıyor:

“Bir kere yazıyı icat etmişler ve her alanda kullanmışlar. Bilim yapmışlar, matematiği yapmışlar, astrolojiyi yapmışlar. Bunlar hep Yunanlılarda deniyordu. Şimdi bunların hepsi Sümerlerde çıktı. Sümerleri söyleyemiyorlar, korkuyorlar. O’nun için Avrupa’da hep kenara atarlar. Bizdeki kadar Sümer bilen yok Avrupa’da.”

“Sümer tabletlerinde gizlenen şeyler var mı?” sorusunu “Yok, ben ona inanmıyorum. Ben bunlara inanmıyorum uzayla ilgili. Çünkü bugün uzay, saniyesi saniyesine kontrol altında. Ölen yıldızları, doğan yıldızları buluyorlar. Böyle bir şey olsa muhakkak görecekler” sözleriyle yanıtlıyor.

“Kanıtlanmayınca bir şeye inanılmaz” diyen Muazzez İlmiye Çığ sözlerini şöyle sürdürüyor:  “Atatürk de öyle diyor. Kanıtlayın, her şeyi kanıtla istiyor. Siz biliyor musunuz Atatürk Hatay’ı alırken ne yapmış? Orta Asya’nın büyük bir haritasını getirtmiş. Orada, Hatay’da bulunan su ve yer adlarını bulmuş. Ona göre diyor ki, ‘İşte bizim halkımız oradan geldi, bu adları koydu, burada ilk olarak Türkler hakimdi.’ Atatürk böyle kanıt istiyor her şeyde.”

Sümerler Türk mü?

Atatürk’e “Sümerlerin Türk” olduğunu söylenince “Kanıtlayın” dediğini aktaran Muazzez İlmiye Çığ, “Atatürk kanıt olmayınca kabul etmiyor. Ben şimdi kanıtladım. Bir kişinin kanıtlaması kafi değil. Bir Türkmen’le beraber. O da bir kitap yazdı bu konuda. İkimizinki aşağı yukarı birbirine benziyor.  O ve ben diyoruz ki, Sümerlerin kökeni Türk’tür” diye anlatıyor. 

Ancak bu tezin herkes tarafından kabul görmediğine işaret eden Çığ, “Fakat diyorlar ki dil bir milletten, başka millete geçebilir. Aynı kökenden olduğu söylenemez. Kültür bağları lazım. Biz şimdi o Türkmen arkadaşla kültür bağları bulduk. Pek çok kültür bağları bulduk” diyor.

Sümerler hakkında hâlâ bilinmeyen bir çok yan olduğuna dikkat çeken Çığ, Sümer tabletlerinde rastladığı ilginç bilgileri de aktarıyor.

Başörtüsünün kökeni tarihte

Muazzez İlmiye Çığ, Sümerlerde “seksin ayıp olmadığını” belirterek, Sümer mabetlerinde vaktiyle seks yapan kadınlar olduğunu anlatıyor: “Onlar kutsal kadın sayılıyor. Yani mabette kutsal olarak kabul ediliyor. Bu çok önemli. Onlar bir nevi eğitici gibi.”

“Bu kadınların başlarına bir örtü örterek, kendilerini diğer rahibelerden ayırıyorlarmış” diyen Muazzez İlmiye Çığ, başörtüsünün tarihine ilişkin şu bilgileri paylaşıyor: “Sonra 1600’lerde bir Asur Kralı çıkıyor, diyor ki bundan sonra bütün evli ve dul kadınlar dışarı çıkarken başlarını örteceklerdir. Kızlar ve sokak fahişeleri örtemeyecektir. Bunu ilk Yahudiler alıyor. Hala onlar evlendiklerinde başlarını örtüyorlar. Yani bu adet Yahudilere geçiyor, hatta Romalılarda başörtüsü var. Onlarda da başörtüler var. Başörtü yani saygınlığı ifade ediyor. Hititlerde aynı şekilde saygınlığı ifade ediyor.”

Çığ, Kur2an-ı Kerim’de ise örtünmeyle ilgili bilgi olmadığını belirterek, “Sonradan uyduruyorlar. Kuran’ı açın, bakın yok” diyor.

Tarikatlar kapatılmalı

Kur’an-ı Kerim’e göre tarikatların da kapatılması gerektiğini söyleyen Çığ, bazı tarikatların “Dokuz yaşında çocuk evlenebilir” demesini eleştiriyor. “Sümerlerde bile, 4000 yıl önce ben diyor, küçük bir kızla evlenecek kadar aptal değilim diyor. Tabletlerde yazıyor. Bunlar, bu şekilde din diye bunlar çıkıyor. Çok ayıp şeyler” diyor.

“Biz bambaşka türlü yetiştik, bunlar bambaşka. Ben de dindarım. Ben onlardan çok, gelsinler ben dünya kadar şey biliyorum. Kuran’dan şeyler biliyorum ezbere” diyen Muazzez İlmiye Çığ, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bunların yeniden kapanması lazım. Çünkü Kuran’da zaten yazıyor. Yollara ayrılmayın, tarikatlara ayrılmayın diyor. Kuran madem bizim dinimizin kitabıdır, onu tutmaları lazım. Niye ayrılıyorsunuz. Mezheplere ayrılmamak lazım. Kuran ne yazıyorsa ona göre şeydir.”

Kur’an-Kerim’in Türkçesinin okunması gerektiğinin altını çizen Çığ, “Kuran’ın Türkçesini okutmadılar. Atatürk’ün en büyük faydası dinimize, Kuran’ı dilimize tercüme etmesi oldu. Farsça’ya tercüme edilmiş Kuran, bütün dillere tercüme edilmiş, Türkçe’ye tercüme edilmez. Neden edilmesin ya?” şeklinde konuşuyor.

Atatürk’ün öldüğü gün

Türkiye’de Atatürk dönemini gören bilim insanlarından biri olan Çığ, “Atatürk’ün öldüğü günü hiç unutmadığını” söylüyor. Çığ, o günü şu sözlerle anlatıyor: 

“Birden bire ölüm haberi geldi. Nasıl bir vaveyla koptu. Bütün arkadaşlar, kız erkek, herkes birbirine sarılıp ağlıyor. Babamız gitti diye. Bakın bugün de ağlıyorum. O kadar fena olduk. O günler ağlamayan kimse kalmadı. Ne kadar çok seviliyormuş… Böyle bir ölüm, böyle bir acı hiç dünyada olmamıştır. Bunu anlatamıyorlar hiçbir yerde anlatılmıyor.”

Muazzez İlmiye Çığ kimdir?

20 Haziran 1914’te Bursa’da doğdu. Birinci Dünya Savaşı’nın başlama nedeni olarak kabul edilen Arşidük Franz Ferdinand suikastinin olduğu gün henüz 8 günlük bir bebekti. Osmanlı İmparatorları Mehmet Reşat ve Vahdeddin döneminde yaşadı. Birinci Dünya Savaşı’ndan, Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan, Atatürk’ün devrimlerine kadar Türkiye tarihinin en önemli ve zor zamanlarına şahitlik etti. Genç Cumhuriyet’in kadınlara tanıdığı fırsatlardan yararlanarak, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin ilk mezunlarından biri oldu. Haziran ayında 106 yaşına giren Muazzez İlmiye Çığ, halen Mersin’de yaşıyor.

Felat Bozarslan

© Deutsche Welle Türkçe

Translate »