12 bin 500 dokunuşla işlenen sabır

12 bin 500 dokunuşla işlenen sabır

Ahşabın sanat yolculuğu, Osmanlı’nın unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatı naht ile devam ediyor. Ahşaba gönül veren ustalardan Muzaffer Okur, Kâbe örtüsünün birebir aynısını 12 bin 500 dokunuşla ahşaba işlemiş. Dört aylık sabırla işlenen eser, 2 bin 500 parçadan oluşuyor.

(SÜMEYRA YARIŞ TOPAL)- Önce ahşabı kıl testere ile tek tek kesiyor, sonra törpülüyor, yağlıyor, kurutuyor ve yapıştırıyor. Muzaffer Okur, yaklaşık 10 yıldır naht yani ahşap oymacılık sanatı ile ahşaba yeniden hayat veriyor. Osmanlı Devleti zamanında; kapılarda, pencere pervazlarında, sehpalarda, hatta tavan işlemelerinde yer alarak zirveye ulaşan naht sanatı, günümüzde Muzaffer Okur gibi bu sanata gönül veren isimlerce yaşatılıyor. Çocukluğundan bu yana ahşaba ilgisi bulunan Okur, kıl testere ile tek tek kestiği ağaç parçalarını birleştirerek ölümsüz eserler ortaya çıkarıyor.

  BİR MİLİMLİK KESİM

  Esas mesleği terzilik olan Muzaffer Okur, ahşabın büyüsüyle naht sanatı ile ilgilenmeye başlamış. Usta sanatçı, her bir eserindeki parçaları tek tek kesip sonra birleştiriyor. Okur’un kestiği en küçük parçalar 1 milimlik oluyor. Bu küçük parçaları yaklaşık beş işlemden geçirdikten sonra birleştirerek bütüncül bir esere dönüştüren Okur, kestiği her parçayı kullanıma hazır hale getirmek için 24 saat dinlenmeye bırakıyor.  

 

DÖRT AYLIK EMEK

  Okur’un en fazla parça kullanarak yaptığı eser ise Kâbe kapısının örtüsü. Birebir kopya ile kutsal örtüyü ahşaba işleyen duayen sanatçı, bu eserde 4 milimlik ceviz ve ıhlamur ağacı kullanmış. Örtünün ahşap kopyası için 2 bin 500 parçayı 12 bin 500 farklı işlemle bir araya getirmiş. Okur, emek emek işlediği eserini dört ayda ortaya çıkarmış. Türkiye’de ilk ve tek olan Kâbe’nin altın kapısının ahşap kopyasını ise 6 milimlik ceviz ağacı kullanarak bin 25 parçayı 7 bin 300 işlemle üç ayda bir araya getirip hazırlamış.  

AFRİKA’DAN İSTANBUL’A

  Okur, eserlerinin her birini farklı ağaçlardan kestiği parçalarla bir araya getiriyor. Yaptığı esere uygun ağaç türü seçen sanatçı en çok ceviz, ardıç, zeytin, maun, ıhlamur, gül ve akça ağaçlarını kullanıyor. Duayen sanatçının eserlerinde kullandığı bir diğer ağaç türü ise patuak ağacı. Kan ağacı olarak da bilinen ve kendine has kırmızı rengi olan ağaç, Orta Asya ve Afrika’da yetişiyor. Okur, deforme olmaya müsait bir ana malzeme olan ahşabı ise keten tohumu yağı ile yıllara meydan okur hale getiriyor.  

HİLYE-İ ŞERİF’E GÜL AĞACI

  Muzaffer Okur, her bir eserine ayrı ayrı anlamlar katıyor. Onu en çok etkileyen eserlerden birinin ise Peygamber Efendimiz’in (sav) özelliklerini anlatan Hilye-i Şerif yazısı olduğunu ifade ediyor. Okur, bu eserde özellikle gül ağacı kullanmış. Yazıları 6 milimlik gül ağacı kullanarak kıl testere ile kesen Okur, etrafındaki desenleri de 6 milimlik ceviz ağacı kullanarak elde etmiş.