Tabiatı Korumak bir ibadettir…

Uluslararası adı Caretta-Caretta. Bizim isimlendirdiğimiz şekliyle DENİZ KAPLUMBAĞALARI. Akdeniz’de yaşayan canlılar bunlar.Nesli tükenme noktasına kadar gelmişti. Bu canlılara da adeta yazık oluyordu. Son yıllarda alınan tedbirler sayesinde biraz rahatladı bu şirin canlılar. Neslinin devam etmesi ve gelecek kuşaklara devri çok önemli! Hele hele bütün dünyadaki son, Covid 19 pandemisinin (salgınının) tecrübesinden sonra.

Tüm dünyadaki insanların doğaya ve insana hayat veren ateş, hava, doğal canlılar ve tabiatın diğer unsurları ile daha barışık olmaları gerekiyor. Doğadaki bütün varlıklarla daha iç içe ve sorumlu şekilde yaşamaları çok büyük önem arz ediyor. Bu konuda sorumluluğumuz var hepimizin. Çünkü bu gibi canlılarla içten ve paylaşımcı şekilde yaşamalıyız artık. Daha da sahiplenme duygusu içinde olmalıyız. Onların varlığı insanlığın teminatıdır adeta. Onlar varsa biz varız.

 

Deniz kaplumbağalarının bazıları görkemli, büyük, insanı ürküten cinsten. Bazıları gözden kaçacak şekilde küçük. Ancak hepsinin de doğanın korunmasında son derece büyük görevleri var. Ayrıca doğadaki bir çok canlının da yaşamını sürdürmesi gerekli. Dünyayı daha yaşanır hale getiren, doğayı daha zengin ve faydalı kılan yine onlar. Milyonlarca yıldır tabiat ile başa çıkmak için sergiledikleri yöntemleri var. Hayatlarını ve nesillerini devam ettirmek için geliştirdikleri sistemler fevkalade. Bu meziyetleri, kusursuz toplumsal yaşamları takdire şayan bir durum. Aralarındaki yardımlaşma ve iş bölümleri harika. Sadakatin en büyüğü de var bu canlılarda.

 

Bu canlıların insana, dünyaya dair söyleyecekleri (aslında söyledikleri) çok şey var. Misal olarak onca Jeomanyetik uzmanı yıllarca çalışıp ulaştığımız bilgiyi kendiliğinden bilen canlılar caretta-carettalardır diyebiliyorlar.

 

İnsanoğlunun kendi hayatını zenginleştirmesi ve kolaylaştırması; doğa ile uyum içinde yaşamayı öğrenmesi ve bütün canlıları daha yakından tanıyıp, korumasına bağlı. İşte bu canlılardan biriside yukarıda sözünü ettiğimiz deniz kaplumbağaları. Ülkemizde Akdeniz sularında Fethiye, Dalyan, Antalya civarında ve Kıbrıs’ta görülüyor. Ne yazık ki hemen, hemen ülkemizin bütün sahillerinin plaj haline getirilmesi bu sevimli hayvanların sahile kuma yumurtlamasına sekte vuruyor. Her yıl temmuz ayının başlarında sahilde çukurlar açarak yumurtalarını kuma gömüyor bu canlılar. Bu yaratıkların diğer deniz kabuklulardan tek farkı üreme şekilleri. İnsanlar plajda kumsalda güneşlenirken, kumun altında karetta-karetta yumurtası olabileceğinin farkında bile değiller.

 

Yumurtanın kumda bekleme süresi 55 gün. 15 Temmuzdan itibaren kumsala yumurtalarını gömüyorlar. Ağustos ayı içerisinde yavrular yumurtadan çıkıyor. Annelerinin nezaretinde denize doğru yol alıyorlar. Çünkü yaşam mekanları deniz. Karada sadece 55 günleri var. Son yıllarda bu canlıların yaşadığı sahillere korunaklı yumurta bırakma alanları oluşturuldu. İlgili yerlerin belediyeleri ve bakanlık artık bu konularda titizlik gösteriyor. Ancak aynı titizlik vatandaşımızda henüz yok. Bu konuda çok fırın ekmek yememiz gerekiyor kanaatindeyim.

 

Yıllar önce Fethiye-Çalış plajında tatile gitmiştim. Sahilde gönüllü insanlar gördüm ve çok sevinmiş, mutlu olmuştum. Prof.Dr.İbrahim BORAN öğrenciler seçmiş ve buraya göndermişti. Dokuz eylül üniversitesi-Buca eğitim fakültesi Biyoloji bölümü öğrencileri vardı. Gönüllü öğrencilerden Zarife Gürler ve Serpil Yıldırım’ı hatırlıyorum. Kim bilir bu öğrenciler şimdi çoktan mezun olup mesleklerinin zirvesine bile çıkmışlardır. Hayırla yad ediyorum bu çocukları. Ayrıca yabancılarda bize bu konuda yardımcı oluyorlar. Bu da sevindirici bir şey. Avusturya’lı bir grup öğrenci de orada gönüllü olarak çalışanlardandı. Sevgi dolu çocuklardı. Selam olsun cümlesine. Tabiatta her canlının bir görevinin olduğunu unutmamak ve onları sahiplenmek dileğiyle sağlıcakla kalın…

 

Ezcümle Tabiatı Korumak bir ibadettir.

 

Hüseyin AKARÇEŞME