Berlin’den Türkiye’ye mesaj var “Sessizliğe bürünmemeliyiz”

Alman bakandan Türkiye’ye mesaj: Sizi yalnız bırakmıyoruz
AB dönem başkanlığını devralan Almanya’nın birincil hedefi korona pandemisiyle mücadele, iklim değişikliği ve dijitalleşme. Sloganı ise “Hep beraber. Avrupa’yı yeniden güçlü kılalım.” Berlin’den Türkiye’ye de mesaj var.

Almanya 1 Temmuz itibarı ile Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığını devraldı. Almanya’nın Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, bu vesileyle DW’ye özel bir demeç verdi.

Bakan Roth’un demecinde, Türkiye konusunda mesajlar da önemli yer aldı. DW’nin sorularını cevaplayan bakan, “Türkiye’ye bakarken, orada eleştirel bir sivil toplum olduğunu da unutmamak gerek” dedi ve Türkiye’nin “bölünmüş bir ülke” olduğuna, geçen yıl örneğin İstanbul gibi bazı kentlerde muhalefet partisinden politikacıların belediye başkanlığı görevine geldiğine dikkat çekti. “Türkiye’nin pek çok bölgesinde Avrupa’daki değerlerimize özlem duyan insanlar var” diyen Roth, “Birlik olarak onlara karşı da bir sorumluluk taşıyoruz” ifadesini kullandı. Bakan Roth şöyle devam etti: “Durum elbette oldukça zor. İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti konularında gerileme var. Ama biz, ‘Evet, Avrupa’nın değerlerini paylaşıyoruz’ diyen Türklere bir mesaj vermek istiyoruz. Türkiye yeniden Avrupa’ya yakınlaşırsa dondurulan müzakereleri yeniden canlandırmak yönünde bir şans doğabilir.”

Alman Bakan, öncelikle Türkiye’deki insanlara “Sizi yalnız bırakmıyoruz” mesajı vermek istediklerini kaydetti. Bunun sadece Almanya açısından önemli olmadığını vurgulayan bakan, dört milyona yakın Türkiye kökenli vatandaşın yaşadığı bir ülke olarak Almanya’nın doğal olarak bir sorumluluğunun bulunduğunu söyledi. Almanya’da yaşayan birçok Türkiye kökenli için Türkiye’nin hâlâ anavatan olduğunu kaydeden Roth, bu insani ilişkilerden doğan özel bir sorumluluk bulunduğunu ifade etti.

Diğer yandan Bakan Roth, konunun kültürel bağdan ibaret olmadığını, iki ülke arasındaki ilişkinin bundan çok daha fazlasını içerdiğini söyleyip, bilim, eğitim ve insanlar arası tecrübe alışverişi gibi alanların önemine dikkat çekti ve “Türkiye’ye çok çok eleştirel yaklaşan ve Avrupa değerleri açısından orada hiçbir gelişme olmadığını söyleyenleri aksi yönde cesaretlendirmek gerek” diye konuştu. Roth, “Evet, mevcut durum çok çok zor. Ancak gerçekten de bir şeylere ulaşmak istiyorsak, Türkiye’nin bölgesindeki dış politik sorumluluğunu üstlenmesi hususunda etkili olmak istiyorsak, ilişkilerimizi derinleştirmeliyiz. Ve kolayca bir sessizliğe bürünmemeliyiz” diye de ilave etti.

Almanya’nın dönem başkanlığında öne çıkan konular

Almanya Başbakanı Angela Merkel, bir kez daha başbakan adayı olmayacağını da açıkladıktan sonra Almanya’nın 2020 AB dönem başkanlığı için uzun vadeli ve kalıcı hedeflere odaklandığını, zorlu konulara el atacağını duyurmuştu. Bunların başında yedi yıllık yeni AB bütçesinin hazırlanması, Brexit’in tamamlanması, iklim değişikliği hedeflerinin iyileştirilmesi, göç düzenlemeleri ve anlaşmalarının reformu, Ortadoğu’da aracı rol üstlenme, Libya konusunda belirleyici aktör olma ve tek ses konuşan bir Avrupa’yı dünyanın önemli aktörlerinden biri haline getirmek geliyor.

Koronavirüsün Avrupa’daki pek çok ülkeyi etkilemesi ve ekonomileri vurmasıyla Almanya’nın dönem başkanlığı hedeflerinde pandemiyle mücadele, Birlik içi dayanışmayı artırma, ekonomileri düzeltme ve yekvücut bir AB olabilme öne çıkıyor.

AB üyesi ülkelere mali yaptırım mekanizması

DW’ye konuşan Almanya’nın Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth da, altı aylık dönem başkanlığı için ağırlıklı noktaları sıraladı.

Bakan Roth, AB üyesi ülkelerin hukuk devleti yapısını ve ihlallerini denetleyecek bir mekanizma oluşturulmasını ve ihlali halinde bunun verilen AB mali yardımlarına yaptırım olarak yansımasını sağlayacak bir sistem kurulmasını talep etti.

AB üyesi ülkelerde, son yıllarda ortaya çıkan ve göç ve ekonomik krizler gibi konularla iyice belirginleşen bir ayrışma ve çıkar çatışması mevcut. “Tasarrufçular” diye anılan Avusturya, İsveç, Danimarka ve Hollanda örneğin pandeminin vurduğu İspanya ve İtalya gibi ülkelere verilecek mali yardım konusunda uzun süre ayak diredi.

Diğer yandan Polonya ve Macaristan’ın başını çektiği, AB karşıtı çizgi izleyen ve birbiri ardına gelen yasal düzenlemelerle hukuk devletinin altını oymakla suçlanan üyelerle uzun süredir sıkıntılar yaşanıyor.

DW’ye konuşan Avrupa’dan Sorumlu Devlet Bakanı Roth, AB Komisyonu’nun, Birlik tarihinde ilk kez bütün üye ülkelerdeki hukuk devleti yapısı ve ilkelerini inceleyen bir rapor sunacağını, bu raporun da hukuk devleti kontrol listesi için temel teşkil edeceğini belirtti. Bakan Roth, AB’nin ortak hukuk devleti, demokrasi ve temel değerler tanımlarına ihtiyacı olduğunu, bunların ihlalinin tespiti halinde Brüksel’den mali yardımların azaltılmasını mümkün kılacak bir mekanizmayı hayata geçirmek istediklerini bildirdi.

AB, ABD ile Çin arasında nasıl bir rol üstlenecek?

Alman Bakan Roth, dönem başkanlığındaki ağırlıklı konular arasında Çin ile ilişkilerin de büyük önem arzettiğini hatırlattı ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi büyük hedefler ortaya koyup sonra buna Çin’in dahil edilmeyeceğini gözünde canlandıramayacağını söyledi. Bakan Roth, uluslararası açıdan Çin ile ilişkilerde sadece ticari ve ekonomik bağlantıların öne çıkmasının üzücü olduğunu söyledi. Ve iklim koruma dışında AB’nin değerleri üzerinden bakıldığında Pekin ile ilişkilerin insan hakları politikası boyutu olduğuna da işaret etti. Roth, “AB birincil anlamda bir değerler ve haklar birliği, sadece bir iç pazar değil” şeklinde konuştu.

Son dönemde ABD ile Çin arasında giderek tırmanan ticaret anlaşmazlığına Hong Kong’da yoğun protestolara neden olan güvenlik yasası ile Güney Çin Denizi üzerindeki egemenlik hakları çatışması da eklendi. AB dönem başkanı Almanya, Washington ile Pekin arasındaki gerilimde Avrupa’nın bağımsız ve güçlü bir aktör olmasını hedefliyor. Bunun için eylül ayında Pekin ile özel bir zirve planlanıyordu ancak zirve pandemi nedeniyle ertelendi.

DW,dpa/ETO,AÜ

© Deutsche Welle Türkçe