Editörden

Örnek ve Unutulmaz bir Başkan

Örnek ve Unutulmaz bir Başkan: Ahmet Bahadırlı 

(Ahmet Coşkunaydın)- 

Bugün burada yönettiği Bakırköy’e unutulmaz hizmetler bırakan, inovatif, çağdaş, ve sürekli yenilik peşinde koşan, örnek bir insandan söz edeceğiz. Bu örnek insan, iki dönem Türkiye’nin gözbebeği ilçelerinden Bakırköy’de iki dönem Başkanlık yapan Dr. Ahmet Bahadırlı. 

Gelin onu en iyisi, hiçbir kelime ve satırına dokunmadan, Ebru Nilay  Coşkun’un kaleminden okuyalım: 

‘’AHMET BAHADIRLI VE BAKIRKÖY:  

15 Mahallelik Aşk Öyküsü  

Ahmet Bahadırlı, belediyecilikte “incelenmesi gereken” bir örnek, icraatları birer “vak’a dersi” niteliğinde. Zihni aynı anda birkaç soruya cevap arayabiliyor, projelerinin hızına zor yetişiliyor. Kendini boş bırakmayı hiç sevmiyor. Mütevazı bir arabası, artık kimselerin kullanmadığı türden bir akılsız cep telefonu, Barış Manço’nun Kul Ahmet’ininkine benzeyen bir ceketi var. Cekete “ya nasip” diyelim, Bahadırlı’yla oturup biraz sohbet edelim dedik.  

“Toros Dağları’nın ardında, her türlü habitatın bulunduğu, Yaradan’ın  her türlü canlıyı doyurmak için oluşturduğu, göçmen kuşlara biraz nefes almaları için bir durak olan Amik Ovası’nı şimalden gelecek zamansız yağışlardan koruyan, inci gibi dizilen, bir taraftan Akdeniz’e tebessüm ederken diğer taraftan Po Ovası’nı bile kıskandıracak bir ovaya anne şefkati ile bakan Amanos Dağları’nın eteklerindeki Hatay. Mavi ile yeşilin ikiz kardeş oldukları Hatay. Ah Hatay!” 

Türkiye’nin canını yakan deprem için yas tutarken Hataylı ve Bakırköylü Ahmet Bahadırlı ile konuştuk. Bu güzel giriş cümleleri de onun kitabından….  Atatürk’ün liderliğinde; sonradan Hatay Cumhurbaşkanı olacak olan Tayfur Sökmen dedesinin ve belediyeyi kendi imkânlarıyla kuran ilk Reyhanlı belediye başkanı Osman Bahadırlı dedesinin şehirlerini özgürleştirmek için verdiği uğraşlar, Çapa Öğretmen Okulu  mezunu annesinin Reyhanlı’ya ilk gönüllü öğretmen olarak gidişi, yani tüm o Hatay günleri, şimdi acıya dönüşen birer tatlı hatıra olmasının ötesinde, Bahadırlı’nın sadece köklerine ve DNA’sına değil karakterine, gözlerine, sözlerine işlemiş. Dünleri bugünlerini oluşturmuş, “yaşadıkları” ruhunda ve özünde “taşıdıkları” olmuş. Altı yaşındayken Hatay’dan ayrılmış, ama şimdilerde içimizi yakan o güzel şehri ömrü boyunca sık sık ziyaret etmiş.  

Biz Ahmet Bahadırlı’yı Bakırköy’den biliriz. Bakırköylü biliriz. Bakırköy deyince akan sular duruverir, bir sevgilinin dönüp dolaşıp sevgilisini anlatması gibi Ahmet Bahadırlı da Bakırköysüz cümle kurmaz, Bakırköylü olmayan da onu iyi anlamaz.  

Başkan olduğu dönemde sabahın 06.00’sında Sakızağacı’ndaki sokaklardan geçerken giriş katlarda açılan pencerelerden kahvaltı davetleri alan, camları tıklatıp vatandaşlarla muhabbet eden, yerleri süpüren işçiden köşedeki esnafa kadar tüm isimleri ezberinde tutan, herkesin halini hatırını soran Ahmet Bahadırlı, altı yaşından beri Bakırköylü. Hayat hikayesini detaylıca “Lila” adlı kitabında anlatıyor. Kişisel yazılarından ve konuk yazarlardan derlediği metinleri de “Saklı Vatan” kitabında bir araya getirmiş.  

 “Her şey felsefeyle başlar” diye başlıyor sözlerine… Erdem, ahlak, doğruluk ve mutluluk tanımlamalarını Aristo’dan Mevlana’ya, Yunus’tan Atatürk’e kadar uzanan maneviyat bağlantılarıyla yapıyor. Yöneticilik düsturlarını da aynı iplerle bağlıyor. Şu cümlesini iki kere okuyabilirsiniz: “Yöneticinin karakteri, şehrin kaderini belirler.”  

BAKIRKÖY’E HER HİZMET BİR ÖYKÜ 

Çocukluğunun renkli şekerli, yazlık sinemalı, komşu teyzeli, tahta sandalyeli, Olimpos gazozlu, tek kale futbol maçlı, mis kokulu Bakırköyü, renkli bir rüya gibi hatırından çıkmazken eğitim hayatının ardından diş hekimliği, evlilik ve evlatlar, kronolojik olarak hayat sahnesinde yerini almış. Peki ya belediyecilik nerden çıkmış? Biraz kitaba bakalım: “Aşırı yoğun hekimlik çalışmalarım sürerken ikinci kızım oldu: Selda’m. Özel eğitim gerekti. Hayata bakış açım değişti. Elalem Ay’a giderken ben lökopedist yani konuşma uzmanı arıyordum. Macaristan’dan Halil Erçetin ile pek dolambaçlı yollardan bir kişiyi getirdik… İyi de imkanı olmayan aileler ne yapıyorlardı? Onlar için de çaışmaya başladım. Bir okul vardı, farelerle doluydu, o engelli çocuklar şikayet etmeyi beceremiyorlardı. Öğretmenleri çırpınsa da yetmiyordu. Çocukların ağız taramalarını da ben yapıyordum. Bu okulu yıkıp yenisini yapmalıydım. Bunun için de belediye başkanı olmalıydım. Zaten başkan olur olmaz o okulun yerine hayırsever Nakipoğlu Ailesi ile son derece modern bir okul yaptık.” 

Ahmet Bahadırlı, Bakırköy Belediye Başkanlığı’na varan yola, zamanın başkanı Ali Talip Özdemir’in meclis üyeliği teklifiyle çıkmış. Bahadırlı “Bu meclis üyeliği nasıl bir şey, yani hayallerimi gerçekleştirebilir miyim?” diye bir cevap vermiş bu teklife. Bahadırlı’nın hayalleri, ilçenin eski mahallelerine sağlık ocağı ve engelli çocuklar okulu kurmak… Özdemir’in “yanındayım” ışığı, halkla iç içe sosyal belediyeciliğin ilk işaret fişeği olmuş.  Belediyenin sadece imar, fen işleri sorumluluğu olmadığını da göstermiş böylece.  

İlk icraat olarak bir ambulans almış, “Hali vakti yerinde olan insanlara yalvarıyorduk” diyor, “Sedyenin yanına ismini yazacağız, bak hastanın duasını alacaksın”…  O yıllarda hiçbir belediyenin ambulansı yok.  

Hiç bayram ya da tatil yaptığını hatırlamıyor. Saat 02.00 – 03.00 – 05.00, mesai saatleri dahilinde…. Daha meclis üyesiyken bile böyle. Bir gün yine geç vakitte evine gittiğinde kızı kapıda, “Anne, bir adam geldi, seni görmek istiyor” diye espri yapmış. Başkan olunca 24 saat de yetmemiş, zamanı eğip büküp genişletmeye çalışmış. Aslında halen aynı; aynı anda üç iş yaparsa zamandan kazanmak mümkün!  

Başkanken Bakırköy’de ya kendi arabasıyla ya bisikletiyle dolaşmış. Makam aracını sevmiyor. Palto tutturmayı hele hiç sevmiyor.  

Meşhur sabaha karşı Bakırköy turlarından birini kendi cümleleriyle aktaralım: “Sabah saat 05.00, sokak sokak yürüyorum. Tek başımayım. Poğaçalar yeni yeni fırından çıkıyor. Çorbacı sabah çorbamı kaç parça limonla içtiğimi biliyor. Mutfaklara da giriyorum, hijyenik eksik varsa hatırlatıyorum. Basın yok, kamera yok, rencide etmek yok. Süre veriyorum… Bir yere not almama gerek yok. Onlar hafızamı pekala biliyorlar.” 

Odasının kapısı açık. Her gün halk günü. Kimler mi içerde, soralım: “Komşusunu şikayet edenler, kedisini kaybedenler, görümcesini çekiştirenler, çocuğunun öğretmeninden şikayetçi olanlar, neler neler… Diş hekimi iyi yapmış mı diye ağzını açıp dişlerini gösterenler bile var.” 

Enerjisini bu ilçeye öyle bir vermiş ki, tevafuklar birer hediye gibi karşısına çıkmış; örneğin yağmurda ayakkabısız kalan bir Bakırköylü çocuğu düşünürken ayakkabı fabrikası olup da hediye verecek yer arayan bir güzel insanla karşılaşmış.   

“Ahmet Bahadırlı ve Bakırköy” dediğimizde yaptıklarının hepsini biz anlatamayız, ama eğer Bakırköylüyseniz siz belki okurken başka hizmetlerini hatırlarsınız. Biz bu yazıda biraz değinelim, listeyi tamamlamak size kalsın… Bakırköy’ün velisi mi delisi mi, ona da siz karar verin.  

PEKİ NELER YAPTI BU BAŞKAN? 

-İlk icraatı, kaymakamlığın bahçesine bir Atatürk heykeli kondurmak oldu. 

– Bakırköy sokaklarını sık sık sabunlu suyla yıkattı. 

– Meşhur Çişli Sokak’ı genişletip aydınlattı. Sokağı özellikle kadınlar ve çocuklar için güvenli alan haline getirdi; gece tacizleri durdu. 

– Her pazartesi meydanda zabıta merasim takımıyla İstiklal Marşı eşliğinde göndere bayrak çektirip tören yaptırdı.  

– Emekli olmuş tecrübeli insanları okey masalarından kaldırıp çeşitli projelerle hayatın içine kattı. Emeklilere özel çok uygun fiyatlı bir lokanta açtı.  

– Maddi durumu mütevazının altında olan Bakırköylü vatandaşlar için bir aşevi açtı.  

– Para kazanmak isteyen gençlere bisiklet, kask, belediye montu, Walkie Talkie telsiz dağıtıp günde iki saat gösterilen mahallelerde dolaşma görevi verdi. Parklara dadanan kötü niyetli kişileri başlarındaki emekli emniyet müdürüne bildirdiler. Hem gençler kazandı hem ilçede suç oranı düştü.  

– Kavgacı ve sorun yaratan tipleri cezalandırmak yerine onlara görev vererek sorumluluk bilinciyle topluma fayda sağlayan kişiler haline getirdi.   

– Çeşitli direnişlerle karşılaşsa da, Bakırköy’ün sokaklarını kaplayıp ambulans girişlerini engelleyen Cumartesi pazarını özel bir alan tahsis ederek Osmaniye’ye aldırdı. 

– Osmaniye mahallesinde bir gölet oluşturarak İ.Ü. Su Ürünleri Fakültesi’yle birlikte sazan balığı yetiştirmeye başladı. Balıklar pazarda 1 TL’ye satılıp halkın Omega 3’le beslenmesi sağlandı.  

– Bakırköy’de bol bol kitap okunsun diye Sahaflar Çarşısı’nı hayata geçirdi. Marmaray’ın Bakırköy istasyonunun üzerindeki kültür köprüsünden bahsediyoruz.  

– Bakırköy Halk Eğitimi binasının açılmasına önayak oldu. 

– Halk Eğitiminde yaptırdığı onlarca tenis kortunda ilk saati 1 TL’den isteyen herkes tenis öğrenip oynayabildi. Tenis sporunun çok pahalı olduğu algısını yıktı. Böylece bu alandan şampiyonlar çıktı.  

– Bakırköy’de oturanların ücretsiz ya da indirimli ürün/hizmet satın almalarını sağlayan BAKKART uygulamasını getirdi.  

– Halk Eğitimi Merkezi marifetiyle Bakırköy’deki tüm taksi şoförlerine ilkyardım sertifikası aldırttı.  

– Bakırköy’de oturanların ücretsiz sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi için Bakırköy Belediyesi Sağlık Merkezi’ni açtı.  

– Bakırköylü çocukların ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmeti alabilmesi için Osmaniye’de belediyeye bağlı bir sağlık merkezi açtı. Birçok mahalleye de ücretsiz sağlık merkezleri açtı.  

– Bakırköy Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’ni kazandırdı.  

– Atatürk Havalimanı ve Velifendi Hipodromu ile ilgili çok çalıştı. 

– Nakipoğlu ailesi ile NEKSAV Zihinsel Engelliler Okulu yaptı. 

– Omurilik Felçlileri Derneği’nin efsanevi başkanı merhum Ramazan Baş’la birlikte Omurilik Felçlileri Derneği’ni kurdu. Derneğe para bulmak için balon bile sattı.  

– Yaşlılar için Bakırköy Belediyesi Şefkatevi’ni açtı 

– Şu anda ayda 75 bini aşkın hastaya cevap veren Bakırköy Devlet Hastanesi’ne büyük bir bina yaptırıp hayırseverlerle döşeyerek merkezin eğitim ve araştırma hastanesi haline dönüşmesini sağladı. Bakırköylüler için iki özel oda ayırttı. Hastaneye E5’ten bağlanan bir yol açtırdı.  Görevinin son günündeyken, kardiyoloji bölümünde sıcaktan fenalık geçirenlere makam odasındaki klimayı söktürüp gönderdi.  

– Yusuf Ahmet Kulca ile birlikte madde bağımlısı çocukları hayata bağlayabilmek için Umut Evi’ni açtı. 

– Diyabet Tedavi ve Eğitim Merkezi’ni açtı.  

– Milli sporcu Cüneyt Tanman ile çocuk böbrek hastalıkları rehabilitasyon merkezini kurdu.  

– Anne ve babası vefat etmiş kimsesiz engelli çocuklar için devlet güvencesinde bir merkez kurdu.  

– Kartaltepe Kültür Merkezi Altan Erbulak Sergi Salonu, Kadri Taymaz Sahnesi, Barış Manço Çocuk Yuvası, memur çocukları için Türkiye’de ilk kreş, Yeşilköy Tren Yolu Alt Geçidi… Açılışını yaptıklarından sayabildiklerimiz bunlar… 

–  Yenimahalle’deki doğumevine hasta çocukların rehabilitasyonu için okul ve resim atölyesi yaptırdı. 

– Evlerde fazlalık olan ilaçları toplamak için Halk Eczanesi’ni kurdu. 

– İhtiyaç sahipleri için adak merkezi açtı. 

– Nurgen Eryavuz ile Zihinsel Engellileri Eğitim Derneği’ni kurdu. Nurgen Hanım’ın oğlu askere gitmek isteyince bütün zihinsel engelli delikanlıların 1 günlük askerliğinin yolu açıldı.  

– Kerim&Selim Altınok ile görmeyenler için sesli kütüphane kurdu. 

– Bakırköy merkezdeki liselerine gitmek için her gün ve akşam uzun yol yürüyen Osmaniyeli gençler için Nakipoğlu Ailesi’nin desteğiyle Gürlek Nakipoğlu Lisesi’ni yaptırdı.  

– Üstün Asutay, Tarık Akan, Cem Karaca, Erdoğan Sıcak, Kenan Pars, Cihat Tamer, Suna Pekuysal gibi Türkiye’nin pek çok değerli sanatçısıyla birlikte kültür ve sanat eğitimi dünyamıza Bakırköylü Sanatçılar Derneği  BASAD’ı kazandırdı. Annesi ve babası tarafından küçük yaşta halkevi tiyatrosuna götürülen çocuk gün geldi sanata çok hizmet etti.  

– İspirtohane’de Hikmet Özkahraman, Prof. Dr. Nevzat Atlığ ve Fatih-Farik Salgar kardeşlerle Bakırköy Musiki Vakfı’nı kurdu. 

– Türkiye’nin ilk ve tek ilçe ödenekli tiyatrosu olan Bakırköy Belediye Tiyatroları’nı Müşfik Kenter, Ragıp Savaş ve Emre Kınay ile en üst düzeye çıkardı.   

– Elşad Bagirov yönetimindeki Bakırköy Oda Orkestrası’nı Oğuzhan Balcı ve Esin Şentürk desteğiyle kurdu.  

-Ayamama deresinin olduğu bölgeyi, Prof. Dr. Cahit Şat, Çevre Dostları Derneği ve Ataköylüler Derneği ve muhtarlıkla beraber tümüyle ağaçlandırdı. Bölgeye ÇYDD, ALS-MNH Derneği, Geriatri Merkezi, Zabıta Müdürlüğü, Eski Dostlar Parkı, Afet Merkezi, Balkan Türkleri Konfederasyon Merkezi, Kültür Koleji Mezunlar Derneği, İşitme Engelliler Derneği, Görme Engelliler Derneği gibi merkezleri getirdi. Hobi bahçelerini kurdu. Böylece bölgenin yanlış imara açılmasını engellemiş oldu.  

-Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanına Atatürk heykeli diktirdi. Kavaklı Park’a Zübeyde Ana’nın büstünü yaptırdı.  

-Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nü kurdu.  

– Türkiye Eğitim Gönüllüleri Parkı’nı kurdu.  

-Fildamı Kültür Kompleksi projesini hazırlayıp uygulayarak sayısız sanat etkinliklerine ve halk konserlerine imza attı.   

-Bakırköy Adliye Sarayı’nı Adalet Bakanlığı başkanlığında açtı. 

-Konforlu bir hayvan barınağı açtı. 

-Tüm dini kuruluşlarla dostluk ilişkileriyle iletişim kurdu. 

-Evde yaşlı bakımını başlattı. Yaşlılarımız için Sevgi Yumağı projesini hayata geçirdi.  

-Değerli Bakırköylü araştırmacı yazar Turgay Tuna’nın “Hebdomon’dan Bakırköy’e” adlı kitabının yayınlanmasını sağladı.   

– Türki Cumhuriyetleri’ni içine alan bir proje hazırlığı yaptı.  

– Bakırköy’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterebilmek için çok uğraştı ama zamanı yetmedi.  

…VE DEPREM GÜNLERİ 

1999 depreminde tüm ön hazırlıklarıyla tamtakım belediye çalışanları hazırdı. AKUT Kurucuları Nasuh Mahruki ve Feridun Çelikmen ile Bakırköy’de sayısız projeye imza attı. Bakırköy Arama Kurtarma ekibi BAKUT’u kurdu. Her türlü ihtiyaç için Kan Bilgi Bankası’nı hizmete soktu. İnşaat Mühendisleri Odası ile Beton Ölçüm Laboratuarı’nı açtı.  Savaş Katıtaş ile kurduğu afet merkezinde kaymakamlıkla birlikte çalıştı. İl Afet Dairesi’ne iridyumlu telefonlar hediye etti. Belediyenin önü 24 saat yardım merkezi oldu. Depremde Bakırköy’de olay olmadığı için Avcılar’a gidip bir karı- kocayı enkazdan bizzat kurtardı.  Eskihisar’da bir araba vapuruna “el koyup” Yalova’ya giderek Mustafa Kelleci ile beş kişinin sağ çıkmasını sağladı.  Afet bölgesinde çalınmak üzere olan bir bebeği organ mafyasının elinden kurtardı. Ataköy’de tüm ihtiyaçların düşünüldüğü bir çadırkent kurdu. Türkiye’nin de altına imza attığı “Sphere Projesi’ni” yani Afete Müdahale Asgari Standartlar ve İnsani Yardım Sözleşmesi’ni tatbik etmeye çalıştı. Su teminine, sanitasyona ve özellikle kız çocuklarının güvenine önem verdi. Her binanın durumunu öğrenmek için tatbikatlar yaptı. İTÜ’den, İÜ’den bilim adamlarıyla çalıştı. Halen bu bilgiler kullanılıyor. Marmara ve Boğazları Belediyeler Birliği Başkanlığı sonrasında afet yönetimi üzerine çalıştı. Bakırköy’ün tüm konutlarının risk durumunu belirleyen bir rapor hazırlatarak tüm apartman yöneticilerine tebliğ ettirdi. Depremle ilgili PANDOST Panik atak geçirenlere terapi verilmesi sağladı. Depremden sonra hasar gören Şenlikköy İlköğretim Okulu, Yahya Kemal Beyatlı Lisesi, Cengiz Topel İlkokulu, Yeşilköy Rum İlkokulu vb. binaların güçlendirilmesini sağladı.  Bakırköy’deki okulların hasarsız çıkmasında büyük rolü vardır.  

Ahmet Derya Bahadırlı, Bakırköy’de uzun yıllar dişhekimliği yaptı. Yakın zaman önce Kültürel Miras ve Turizm  eğitimi aldı, şu sıralar İstanbul Üniversitesi’nde Müzecilik üzerine yüksek lisans yapıyor. Görevde olduğu zamanlarda her projeye akademik kadroları, meslek odalarını, bürokratları, STK’ları ve halkı dahil ederek “birlikte başarmaya” inandı.  

Dün de bugün de, “Tüm marifet paylaşımcı ortak yaşamda gizli” diyerek “Simbiyotik” yaşam sistemini destekliyor. Simbiyotik, yani iki canlının yardımlaşarak var olduğu ortam… Bitkilerden böceklere, hayvanlardan tüm insanlara kadar tek tek herkesin ve her şeyin önemsendiği, değer verildiği ve en kaliteli şekilde değerlendirildiği, sevgi ve dürüstlükle tüm güzelliklerin mümkün olabildiği bir yaşam.’’  

AHMET BAHADIRLI İÇİN NE DEDİLER? 

Ve birkaç görüş… 

Kerim & Selim Altınok / 

Hukuk doktorları, Satranç Şampiyonları, İlk Görme Engelli Kütüphanesi Kurucuları, Mandolin ve Gitar Sanatçıları. 

“Kırk yılda bir yaptığı tatili esnasında  konser provamıza çağırınca, tatilini bırakıp  gelecek kadar hepimize saygılı, bizim aile büyüğümüz.” 

Habib Özfırıncı / 

Yeşilköy Surp İsdepanos Ermeni Kilisesi Vakıf Başkanı 

 

“Ahmet Bey ile birlikte çok zor şartlarda okulumuzu yaptırmak, çocuklarımızın eğitiminin üzerine eğilmek, cemaatimizi her zaman mutlu kılmıştır. Bugün dahi herkes kendisini saygı ve sevgiyle karşılamaktadır.” 

Kenan Gürdal / 

Süryani Kadim Vakfı Başkan Yardımcısı 

“Ahmet Bahadırlı ile elli yıllık arkadaşlığımızı Süryani Kadim cemaatine emek vererek ve gönülden hizmet ederek perçinledik.” 

Nermin Ar / 

Gönüllü Çevreciler Derneği Başkanı 

 

Sivil toplum felsefesini temelinde iyi bilen ve her zaman yanımızda olan Ahmet Bey’e sonsuz şükranlarımızı sunarız.” 

Haluk Eldem / 

MAREV- Mardinliler Eğitim Vakfı Başkanı 

“Ahmet Bey, bütün Mardinlilerin sevgisini ve saygısını kazanmış, kalpten bir Mardinli gibidir.” 

Hülya Kırımoğlu / 

PANDOST Panik Atak Derneği Genel Koordinatörü 

“Canlı psikolojisini son derece iyi anlayan, empati gücü kuvvetli ve bunun için kurulan derneğimize desteklerini hiç bir zaman eksik etmemiş olan Ahmet Bahadırlı’ya sonsuz saygılar.”