Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişine destek veriyoruz.

Yapı Kredi, İklimle Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü’ne (TCFD) destek veren şirketler arasında yerini alarak, küresel iklim krizi ile mücadele için attığı adımlara bir yenisini ekledi.

 G20’nin görevlendirmesiyle Finansal İstikrar Kurulu tarafından oluşturulan İklimle Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü’nün (TCFD – Task Force on Climate-Related Financial Dislosures), iklim risklerinin daha etkin ve bilinçli yönetilmesi ile ilgili kapsamlı bir tavsiye seti bulunuyor.

Çevresel ve sosyal etkilerin yönetilmesinde finans sektörüne düşen sorumlulukların bilincinde bir kurum olarak, TCFD’yi memnuniyetle desteklediklerini ifade eden Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün “Yapı Kredi olarak TCFD tavsiyelerinin iklimle bağlantılı risk ve fırsatların doğru olarak tanımlanması, raporlanması ve yönetilmesi adına çok önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. 77 ülkeden destekçisi bulunan TCFD, iklim krizinin yaratacağı etkilere yönelik piyasalarda farkındalık oluşturarak, gerekli aksiyonların alınmasını sağlıyor. Bu durum aynı zamanda, şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığını da artırıyor. dedi.

 Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişine destek veriyoruz.

Hâlihazırda gerçekleştirdikleri çeşitli çalışmalar ve şeffaf raporlama sistemiyle sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarına devam ettiklerini dile getiren Erün“Ekonomik sürdürülebilirliği, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlikle bir bütün olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda bir finans kuruluşu olarak, düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Geliştirdiğimiz ürün ve hizmetlerle enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu teknolojilere verdiğimiz desteği artırma konusunda oldukça kararlıyız. Sürdürülebilirlik stratejimizin önemli bir kısmını, müşterilerimize de bu yolculuklarında destek vermek oluşturuyor. Sürdürülebilirlik tahvilleri, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği kredileri gibi pek çok ürün ve hizmetimizle sürdürülebilir kalkınma sorunlarına finansal çözümler sunuyoruz. Tahvil kaynaklarını yenilenebilir enerji projelerinde kullandırarak Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişine olan desteğimizi de sürdürüyoruz. Geçtiğimiz yıl, ilk yeşil tahvil ihracımızı ICMA Yeşil Tahvil Prensipleri ile uyumlu bir şekilde gerçekleştirerek yenilenebilir enerji projelerine sağladığımız kaynaklarımızı çeşitlendirdik. Diğer yandan, dünyanın en büyük çevresel raporlama platformu olan Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Programı kapsamında iklimle bağlantılı risk ve fırsatlarımıza yönelik her yıl raporlama yapıyoruz. TCFD tavsiyeleri de iklimle bağlantılı risk ve fırsatların senaryo analizleri odağında ele alınması adına bizim için önemli bir kılavuz görevi görüyor. Önümüzdeki dönemde de düşük karbon ekonomisine geçiş sürecinin devam edeceğini ve bu doğrultuda iklimle bağlantılı risk ve fırsatların daha da önem kazanacağını düşünüyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla sektördeki öncü konumumuzu önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.